Mücellâ

Mücellâ

  • Yazar : Nazan
  • Yayımcı : Timaş Yayınları
  • Baskı Tarihi : 2018
  • Sayfa Sayısı : 344
  • ISBN : 9786050820416
  • Baskı : 2.Hamur
8

Bu Kitabı Değerlendirmek İster Misiniz?

Mücellâ

Nazan Bekiroğlu Nar Ağacı'ndan sonra merakla beklenen yeni romanı Mücellâ'da bizleri 1920-1970'li yılların Türkiye'sinden nostaljik bir hikâyeyle buluşturuyor. Mücellâ, genç Cumhuriyet'le yaşıt bir kızın, unutulmuş kumaşların, kokuların, alışkanlıkların, iğne oyalarının, kimi yarım kalmış kimi tamamlanmış aşkların, hayatı seyretmekle yaşamak arasında gelip giden kadınların romanı. Zamanın daha ağır aktığı, hayatın ritminin daha çok mahalle aralarında karar bulduğu vakitler. Gaz lâmbasının ışığında içilen nohut kahvesinin ağızda buruk bir tat bıraktığı dönemler. Arka planda Türkiye, pek çok çalkantının içinden geçerken bile kendini bildi bileli çeyiz işleyen bir genç kız Mücellâ. Adım adım hayattan çekilirken bunu neredeyse hiç fark etmeyen... Neyi beklediğini bilmeden bekleyen... Derken günün birinde, kıyısında kaldığı hayata son bir çabayla dönmek isteyen... Sümbül kokulu bembeyaz yastık kılıfları, kanaviçe işli peçeteler, uçları fistolanmış havlular, çeyiz sandıkları arasında... Hanımeli, yasemin ve leylâk kokulu yaz ikindileri gibi uzun kış gecelerinde de, ya çardağın altında ya hep o soldaki pencerenin içinde... Mücellâ'nın dupduru ve çarpıcı hikâyesi. Mücellâ, eserleriyle çağdaş edebiyata damgasını vurmuş Nazan Bekiroğlu'nun incelikli kaleminden hep hatırlanacak bir roman.

  • Gülberk Bakır Gülberk Bakır

    Mücella Nazan Bekiroğlu 344 sayfa Müteahhide verilen, birkaç gün sonra yıkılacak evin odalarından, ev sahibesinin parfümünden, kıyafetlerinden geçmişe açılan yolculuk. Mücella... İki kardeşin küçüğü, iyi ev kızı, iyi arkadaş, kimine sırdaş, herkesin hayat hikayesine değen ama kendisine bir hayat kuramayan Mücella... Kitap kapağı içerikteki hüznün habercisi gibi aslında. Hikaye durağan. Hep bir beklenti içinde kalıyor insan. Mücella için; hayatı şu olaydan sonra değişecek, hareketlenecek, evlenecek düşüncesi ile okurken, bir şey olmadan kitap bitiyor. Mücella’nın hayatıyla 1920-1970 yılları arasında Ülkenin siyasi durumu, sosyal hayat, insan ilişkileri, örf adet ve özellikle ‘elalem ne der’ kriterinin boyutları, toplumda kadına bakış açısının ‘anne’ dilleriyle tariflerini de öğrenmiş oluyoruz. Hikaye, Mücella’nın yaşadığı şehir gibi hep bulutlu, arada bir güneş parlar gibi olur, sonra yine puslu havaya teslim. Romana süzülüp, Mücella’nın yanına gitmeyi, O’nunla Trabzon sokaklarında dolaşıp, penceresinin önünde elişi yapmayı, giydiği kıyafetlerden seçip birlikte karayemişin altında kahve içmeyi çok istedim. Kitabı zevkle okudum, öyle ki; yanlarına gitmek,görmek, dokunmak,konuşmak istedim. Sizlere de Keyifli okumalar diliyorum.

  • ..... ... ..... ...

    yazari ilk defa okudum ve eserini begendim .herkese tavsiye ederim . Arka planda Türkiye, iç karışıklıkların, karne ile ekmek alinan, tüp icin kuğruga girilen zamanlarin türkiyesi .. Kahramanımız Mücella. Yaşanmamışlık yasanamamislik... Daha kendisi dünyaya gelmeden babasız kalmiş, annesi neyyire hanim in hayatini yasayan , kendi hayati olamamis mucella. Ne çocuk, ne genç , ne eş, ne anne olabilmis Mucella. Başkalarinin hayatlarini kolaylastirirken kendi hayati akip gitmis tum bunlara ne isyan ne feryat figan etmis mucella ... kitabi okurken mucella icin uzuluyor , onunla birlikte huzursuz oluyor , sıkılıyorsunuz bazen yeter diyorsunuz .

  • ... ' ... '

    Ne zamandır kitaplığımda okunmayı bekleyen bir eser idi Mücella. Genel yorumlar bu kitabın Nar Ağacı'nın gerisinde kaldığı yönündeydi. Nazan hocanın son kitabı "Yerli Yersiz Cümleler" de hocanın şu cümlesi beni bu kitaba bir an önce başlama isteği oluşturdu. - " Yazının hayata borcu vardır. Mücella yazının hayata borcunu ödemek için yazıldı." (s.38) Kitabın yazım hikayesi de kitabın son bölümünde öğreniyoruz. << Hıdrellez gül bayramıydı. "Nazlıgül" dedi. "Bu kadar çok okuyorsun. Korkarım bir gün yazmaktan başka bir işin olmayacak senin kızım. Yazar olacaksın. O zaman, beni yazarsın. Şu Mücella teyzenin solan gülünü, gün görmediğini, İçinde yazmaya değer bir şey olmayan kayda değmez ömrünü." "Rüya olduk Nazlıgül" dedi denize bakarken. "Masal olduk, anlatanımız yok kızım." Herşeyi ciddiye almaya yazgılı, yalnız ve mutsuzluğunun farkında bile değil, kendi içinde bir nabız gibi atarak çoğalıp duran bir kız çocuğu ile kuruyup gitmiş yaşlı bir kız arasında yaşanması her zaman için olası bir sahneydi bu . Tek farkla: Gerçek oldu. >> s.337 Ben dili sade olmasına rağmen çok etkilendim ve beğenerek okudum. Okumak isteyenlere de bir an önce başlamalarını tavsiye ederim.Kitabın içinde geçen on sayfalık bir mektup var ki (Mücella ile ilgili değil) benim en etkilendiğim bölümler arasında idi. << Evleniyormuşsun.  Benden gizliyorlar ama kuşların dili var ve bizim emektarın ağzında bakla ıslanmaz. Uzun uzun anlatmıyor. Kısa söyleyip geçiyor. Yaranın en fazla kanadığı yerden dağlandığına inanıyor. Kangren olmuş uzva merhem kar etmez, satırı birdenbire indirmek gerektiğini biliyor. "Unut bey" diyor. "Evleniyor." Hamlet olsam "Sana çeyiz olarak bir bela armağan ediyorum" derdim. Değilim. Senin gördüğün ve seni gören nem varsa yakmak isterdim. Yüzümü ne yapardım oysa? >> Biraz uzun bir bilgilendirme yazısı oldu ama sıcağı sıcağına yazmak istedim. Kitabın tanıtım yazısı kitabı çok iyi şekilde özetlemiş, o yüzden konu detayına girmedim. Herkese keyifli okumalar.

  • anne kitap okuyor anne kitap okuyor

    Ah Mücella! Nasıl bir hayat seninki? Hem bomboş hem de dopdolu. Kötü bir huyum vardır benim. Önyargılarım boyumu aşar. Özellikle kitap konusunda. Sırf bu yüzden çok kitabı kaçırmışımdır, kim bilir! Ama iyi ki, iyi ki bu kitapla yolum kesişti. İyi ki okudum, iyi ki tanıdım Mücella Ablayı. Kurgu şahane, dil şahane, anlatım şahane, bıraktığı his şahane. Bir başına yaşayan anne kızın hayata tutunma çabası, arka planda gelip geçen sağ-sol çatışması, tüp kuyrukları, karineli ekmek sıraları, kardeşin kardeşe silah doğrultması... "Elalem ne der" uğruna ezilen, yok sayılan hayaller, istekler, hayatlar... Anneler ve çocukları, onların aşkları, pişmanlıkları, hataları, vicdan azapları, sevinçleri, doğumlar, ölümler... Peki Mücella tüm bunların neresinde? Hem çok uzağında hem de tam ortasında. Hem içinde hem de dışında. Koca bir hayat gelip geçiyor elinizden bu kitapla. Nerede başlıyor, nerede bitiyor... Mücella, annesinin kızı Mücella. Mutluluğunu, hayatını başkasının eline bırakacak kadar munis olan Mücella. Hamarat kız Mücella. Dert dinleyen, deva bulan Mücella. Sahi sen bir ömüre kaç tane "Mücella" sığdırdın güzel kalpli Mücella? Okumanızı isterim, biraz daha yazarsam büyüsünü bozacağım biliyorum. Sevgiler ❤️🎈📓

  • emine tetik emine tetik

    anneannemin evindeydim sanki. kadın dunyası oyle güzel anlatilmış ki kendi cocukluğumu özletti bana. mutlaka okuyun

  • Emine  özkara Emine özkara

    Nar ağacı ndan sonra mücella yı okumuştum. ikisini karşılaştırmak gerekirse nar ağacı çok daha akıcıydı bir solukta bitmişti. mücellada daha çok edebi kelam var tasvirler daha uzunca ve belirgin yapılmış, olaylar daha yavaş gelişiyor. Okurken sahiden anneannemin evindeyim gibi hissettirdi okunası bir roman... #tavsiyekitap #okudum

  • serra mına tatlioglu serra mına tatlioglu

    Ah Mücellâ! Bana çok az kitap böylesine hisler tattirdi. Nazan Bekiroğlu ile ilk tanışma kitabım değildi lakin sonunu getirdigim ilk kitabı Mücellâ oldu. ve son olmayacaktır eminim ki... Nazan Bekiroğlu 'nun dili alışık olduğum tarzdan oldukça uzak ve zorlayıcı geldi bana. Fakat aynı zamanda bu zorlayicilik harika bir haz verdi. okudukça okuyasim geldi. Bazen gülümsedim, bazen çok hiddetlendim. Kitaptaki hissi size öylesine ustalıkla aksettiriyor ki hayran kalmamak elde değil. Bilmediğim onca kelimeyi öğretti bana. Minnettarım! Ve en önemlisi hayatınızı sorgulamaniza sebep olan bir kitap Mücellâ. Etkisinden bir iki günde çıkılmaz kolaylıkla. Ve " bir yerlerden başlamak lazim, bu böyle gitmez. " cümlesini bolca soyletti. İyi ki de söyletti. Kitabin içeriğine dair detaylı bilgi vermek istemiyorum tadını kaçırmamak için. Ama kisaca bahsedecek olursam , 1920-1970 li yıllardaki eski toprakların ve onların izinden gidenlerin düşünce yapısı, ahlak-edep anlayışı, saygı kavramı, insan ilişkileri, nefs terbiyesi, gelenekçi anlayış, yavaş yavaş varoluş ve ayni hızda yok oluş... gibi birçok anlatması zor fakat muazzam konuları tek kitapta toplaması bana efsane güzel geldi. Okuyun,okutun,kitapliginizin başucuna kondurun derim. 😆🤗🥀

  • hilâl z hilâl z

    sıkıcı olduğunu söyledikleri için bir türlü baslayamadığım ve başlayınca bekledigim için pişman olduğum kitap .

  • ayca kayginer ayca kayginer

    Ah mücellâ ah....nazan bekiroglu edebiyatci kimligiyle nede guzel ve yalın anlatmis bir ömre katılanları fedakarliklari.

  • Esma  Gündoğan Esma Gündoğan

    “Aşktan yana kazalı ve belalı...”

  • Esma  Gündoğan Esma Gündoğan

    “Başım ki fırtınalardan bir anda kurtuldu. Senin dizinde nihayet biraz sükun buldu.” Mücellâ/Nazan Bekiroğlu

  • Esma  Gündoğan Esma Gündoğan

    “Korkma! Dedi. Kimse aşktan ölmez...”

  • Esma  Gündoğan Esma Gündoğan

    Sevda dediğin ne ki? Mücella/Nazan Bekiroğlu

  • Esma  Gündoğan Esma Gündoğan

    Aşkın tarifi...

  • Esma  Gündoğan Esma Gündoğan

    #okudum #bitti Mücellâ; annesinin ona çizdiği kaderle yetinmiş, onu bir gül gibi göğsünde taşımış, vefalı, merhametli, yalnız ve kimsesiz... Her cümlesinde kendinizden bir parça bulacağınız ve bolca boğazınızın düğümlendiğini hatta gözlerinizden süzülen damlalara aldırış etmeden devam edeceğiniz inanılmaz bir yapıt... Yine kalemi şaşırtmadı #NazanBekiroğlunun Kitap dostlarına şiddetle tavsiye edilir Sevgiler 📓📓📓

  • Esma  Gündoğan Esma Gündoğan

    #okudum #bitti Mücellâ; annesinin ona çizdiği kaderle yetinmiş, onu bir gül gibi göğsünde taşımış, vefalı, merhametli, yalnız ve kimsesiz... Her cümlesinde kendinizden bir parça bulacağınız ve bolca boğazınızın düğümlendiğini hatta gözlerinizden süzülen damlalara aldırış etmeden devam edeceğiniz inanılmaz bir yapıt... Kalemi şaşırtmadı yine. Kitap dostlarına şiddetle tavsiye edilir Sevgiler 📓📓📓

  • tutunamayanokur 🌼 tutunamayanokur 🌼

    "Bunca yıl neredeyse fark etmeden adım adım hayattan çekilen Mücellâ son bir dönme çabasıyla şimdiye kadar boş kalan yerlerini doldurmaya, eksik kalanları tamamlamaya,gençliğini yakalamaya kalkışmış olsa bile, bu kapının bir yandan da yaşlılığa açılmış olması, ona artık kendi hayatını kendi eline almışlara mahsus bir özgüvenle karayemişin ötesine geçme cesaretini de verdi. Çarşı pazar, bakkal manav, elektrik su faturası, belediye, postane, hastane gibi değil. Başka türlü. Mücellâ daha okula gitmezken,Neyyire Hanım'ın çamaşır gününde,karayemiş fidanının altında kendisine gösterilen o sınır taşının işaret ettiği bütün yasaklara duyulan gecikmiş merak. Eğer bir sebep yoksa üst üste iki kez geçilmeyen çarşı caddesi, camına göz atılmayan vitrinler; tek başına oturulamayan pastaneler,girilemeyen sinemalar, konserler; alelacele yürümeler,kimsenin yüzüne dikkatle bakmadan işini bitirip hemencecik eve dönmeler yerine nefes almak için inilmiş sahil yolu, parklar, bahçeler. O kadar kınanan ve adına "gezip tozma" denen şeyin doğrudan kendisine duyulan ilgi. "tam kitabı, Mücellâyı anlatan paragraf... Yetim Mücellâ..Annesinin dizinin dibinden ayrılmayan, sözünden çıkmayan,ilk önce 'Neyyire Hanımın uslu kızı', sonra 'Neyyire Hanımın hamarat kızı ' en son da 'Neyyire Hanım ve Mücellâ' olan, hayatı pencere arkasından izleyen, geç kalmışlığın farkında bile olmayan Mücellâ.. Bu kitabı Nar Ağacı ile kıyaslamak istemiyorum,evet aynı tarzda,kimine göre daha güzel kimine göre değil ama insanın yüreğini titreten, düşündüren, naif kalemiyle öyle güzel yazmış ki bir kadının hayatını..Ahh Mücellâ ahhh...

  • havva Acar havva Acar

    mücella, merak ve heyecanla okumayı beklediğim kitaplar listesinde.

  • Gülsüm  Köseoğlu Gülsüm Köseoğlu

    MÜCELLA Merhaba. Geçmişe dönük okuduğum kitaplar ile alakalı yorumlarımı yapmaya devam etmeye çalışıyorum. Mücella’yı 2016 yılı kışında okumuştum. Bilindiği üzere kitabın yazarı olan Nazan Bekiroğlu Erzurumlu. Kitabı alma sebeplerimin başında gelebilir hemşehri oluşumuz. Kapak tasarımı da buna eklenince kitabı alıp okumaya başladım. Bebekliğinden yaşlılığına kadar bir mücella serüveni aslında bu roman. Babasının ölümünden sonra annesinin sınırlarından çıkamayan adeta kafeste tutulan bir kızın yaşam öyküsü. Toplum tarafından örnek gösterilen Mücella aile içerisinde aslında hep kendinden ödün vererek yaşamını sürdüren bir karakter. Bazı hisleri başkalarında görerek hissetmeye çalışan, belki de çoğunluk olarak kadınların yaşamak isteyeceği veya hep hayali kurulan o anları yaşamak isteyip de yaşayamayan bir karakter. Ben bu romanda aslında biraz da toplum baskısı hissettim Mücella'nın yapmak istediği birçok şeyi “Acaba ne derler?” korkusuyla yapamaması sonucu bu durum zaman geçtikçe onun hayatından ki boşlukları artırdı. Benim için ise kitap tek düze geçti. Her bölümüne her sayfasına şimdi bir gelişme olacak diye başladım. Fakat o gelişme bir türlü olmadı. Olaylar hep ana karakter olan Mücella'nın etrafında döndü. Arka planda Türkiye’ye ait çalkantılar vardı ama Mücella için hayat hep yerinde saydı. Her ne kadar sıkılsam da beklediğim o gelişme bir türlü olmasa da kitap bende tatlı bir tat bıraktı.  Naif bir roman okumayı dilerseniz  tavsiye ederim… Sümbül kokulu bembeyaz yastık kılıfları, kanaviçe işli peçeteler, uçları fistolanmış havlular çeyiz sandıkları arasında… KEYİFLİ OKUMALAR DİLERİM…

Bu Kitap Hakkında Yorum Yaz;

× Üzgünüz! Yorum yapabilmeniz için üye olmanız gerekmektedir!

YazaraAit Diğer Kitaplar